Akıl bir beladır! Allah'ın sırtımıza yüklediği bir imtihan; akıl... Akıl nedir? Batı bunun üzerinde dura dura nihayet belli bir ismi yetiştiriciliğe erişebildi. (Bergson)a gelinceye dek akıl mezhebi hüküm sürüyordu batıda. Akıl... (Rasyonalizm)
Mesela İttihat ve Terakki devrinin bir kolu olan Prens Sabahaddin yolu... Doğrudan doğruya akılcı, her şeyi akıla vurmuş, akılla halletmiş, aklı put haline getirmiştir, Prens Sabahaddin mektebi... İnceliklere girersek iş buraya kadar gelir!..
(Bergson) aklı yıktı. O zaman akılcılar dedi ki:
-''Sen aklı yıktın, kabul edelim yıktın; ama yine akılla yıktın!''
(Bergson), bu itiraza cevabını vermek için son eserlerinden birini yazdı: ''Din ve Ahlâkın İki Kaynağı''...
Orada cevap verdi:
-''Ben aklı yıktım! Evet akılla yıktım! Şu halde akla düşen son hamle kendi hiçliğini idrâk ve intihar etmekmiş.''
.....
Akıl, öyle bir şeydir ki, ne onunla olur, ne de onsuz... Abdülhak Hâmid bunu güzel tercüme etmiştir: ''Ne seninle olur, ne de sensiz''. Akıl budur. Aklı yok ettin mi, bir adım atamazsın!.. Baş tacı edince de baştan aşağı hatalara düşersin!.. Bu dâvayı da bizim kaynağımızın en büyüklerinden biri olan İmam-ı Gazalî Hazretleri halletmiştir.
Hesaplaşma - Necip Fazıl KISAKÜREK / syf 65-66
İmam-ı Gazalî'nin sözünü de hemen buraya derç edelim;
''Aklımı o kadar gerdim, gerdim, gerdim ki, koparacak hale getirdim ve nihayet gördüm ki, akıl mahduttur ve peygamberane tavrı aklın verasındadır. Ve herşey rasûlün ruhaniyetine iltica etme, ruh kokusundan feyz almaktan ibarettir. Öyle yaptım ve kurtuldum'' diyor.